1
Türkiye Komünist Partisi Tarihi'nde farklı dönemler vardır.
Türkiye Komünist Fırkası, Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve arkadaşları tarafından, 10 Eylül 1920'de, Bakû'de ilân edilmişti.
daha önce, Osmanlı Sosyalist Fırkası gibi sosyalist ya da Marxist siyasî girişimler olmuştu, ama şimdi, Sovyet Lider Vladimir İlyiç Lenin'in kurduğu Komünist Enternasyonal'e bağlı Türkiye Komünist Fırkası, hem Sovyet topraklarında, hem de Türkiye'de teşkilâtlanacaktı.
Mustafa Suphi, bir İktisâtçı idi, Osmanlı Ekonomisi'nin "Türkleştirilmesi"nde liderlik yapmış bir "Türkçü" idi, Birinci Dünya Savaşı sonrasında, Mustafa Suphi, Moskova'ya gitti, Sovyet Devrimi'ne katkılar yaptı, Lenin'in yardımcılarından biri oldu.
Lenin, Türk siyasetçilerle çalışmaktan hoşlanırdı, Rus Çarlığı'nın yıkılışı sırasında Sovyet Türk Devletleri'nin kurulması yönünde faâliyetler yaptı, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan, Azerbaycan gibi Türk kökenli ülkelerde Sovyet Cumhuriyetleri ilân edildi.
Mustafa Suphi de, Asya, Kafkasya Türkleri arasında Türkiye Komünist Fırkası'nın hazırlıklarını yaptı, Türk Kızılordusu'nu teşkilâtlandırdı. Mustafa Suphi'nin amacı, Anadolu'da ilân edilen, Mustafa Kemal Paşa Liderliğindeki Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'ne katılmak idi. Mustafa Suphi ile Mustafa Kemal Paşa, uzun bir süre yazışmışlardı.
1921'in Ocak Ayı'nda, Mustafa Suphi'nin Başkanlığında Türkiye Komünist Fırkası Merkez Komite Üyeleri, Türkiye'ye geldiler, Erzurum'da Kâzım Karabekir Paşa tarafından törenlerle karşılandılar, sonra Trabzon'a geçtiler, Trabzon'da törenler devâm etti, Ankara'daki Meclis Hükümeti ile yazışmalarını sürdürdüler.
ne var ki, 28-29 Ocak 1921 Gecesi, Mustafa Suphi, Ethem Nejat, Türkiye Komünist Fırkası Merkez Komite Üyeleri Trabzon'dan bir tekne ile Samsun'a doğru hareket ederlerken kayboldular.
Sovyet Hükümeti, Şubat 1921'de, Mustafa Suphi ve arkadaşlarının kaybolduklarını ilân etmişti.
bu konuda, Tarihçi Rasih Nuri İleri, Tarihçi Erden Akbulut, Tarihçi Mete Tunçay, Şair Yazar Ataol Behramoğlu, Nâzım Hikmet Ran gibi Türk araştırmacıların yayınları vardır.
Türkiye Komünist Partisi de, daha sonraki yıllarda, farklı dönemlerde, Mustafa Suphi'yi anma toplantıları yapmıştı, Mustafa Suphi hakkında yayınlar yapmıştı, Türkiye Birleşik Komünist Partisi de, Doktor Nihat Sargın'ın Başkanlığında Mustafa Suphi'yi anmış, yayınlar yapmıştı.
Türkiye Komünist Fırkası, Mustafa Suphi'nin kaybolmasının ardından, Doktor Şefik Hüsnü'nün yönetiminde faâliyetlerine devâm etmişti. Doktor Şefik Hüsnü, Komünist Enternasyonal Başkan Yardımcılığı da yapmıştı, Georgi Dimitrov, Zinoviev, Palmiro Togliatti, Joseph Stalin, Doktor Şefik Hüsnü'nün Komintern'deki faâliyetleri sırasında Komintern'i yönetmiş liderlerden bazılarıdır.
2
Doktor Şefik Hüsnü, Birinci Dünya Savaşı'nda cephelerde doktorluk yapmıştı. Almanya'da kalmış, Spartakistler Birliği'nde çalışmıştı, Alman Devrimi'nde, 1919'da, Doktor Şefik Hüsnü de yer almıştı.
Doktor Şefik Hüsnü, Mustafa Kemal Paşa'nın arkadaşlarından biri idi, 1923'deki İzmir İktisât Kongresi'nde delegelik yapmıştı. Doktor Şefik Hüsnü, Türkiye Komünist Fırkası'nın yasallaştırmak amacı ile, 1923'de Türkiye Cumhuriyeti'nin ilânı ardından çeşitli faâliyetler yapmıştı; Türkiye Komünist Fırkası Merkez Komitesi, 1925'de, Doktor Şefik Hüsnü'nün evinde, Beşiktaş'da, Akaretler'de toplanmıştı, Merkez Komite Toplantısı'na polis de dâvet edilmiş, sonra da basın'da Doktor Şefik Hüsnü ile ilgili, Türkiye Komünist Fırkası ile ilgili haberler yayınlanmıştı.
bu sırada, Nâzım Hikmet de, Sovyetler Birliği'nden Türkiye'ye gelmişti, Moskova'dan Batum'a geçmiş, sonra da Hopa'dan Ankara'ya getirilmiş, basın'da Nâzım Hikmet ile ilgili haberler yayınlanmıştı.
1925'de, Doğu Türkiye'deki Şeyh Sait İsyanı yayılmış, ama sonra Cumhuriyet Ordusu Şeyh Sait'i yakalamış, yargılamış, idâm etmişti. Şeyh Sait, İslâm Şeriatı'nı kullanan bir kişi idi, amacı Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa'yı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni yıkmak idi.
Şeyh Sait İsyanı nedeniyle, Başbakan İsmet İnönü'nün önerisi ile "Takrirî Sükûn Yasası" ilân edildi, siyasî partiler, dernekler, gazeteler yasaklandı, "örfî idâre" ("sıkıyönetim") ilân edildi.
Türkiye Komünist Fırkası, faâliyetlerine bir süre ara vermişti, Şeyh Sait İsyanı sırasında, Doktor Şefik Hüsnü, Mustafa Kemal Paşa'yı destekleyen makaleler yayınladı, Şeyh Sait İsyanı'nın "mürteci" bir isyan olduğunu, "emperyalistler"in Türkiye'yi yeniden işgâl etmeleri yönünde bir siyaset olduğunu yazmıştı.
böylece, Türkiye Komünist Fırkası, Mustafa Kemal Paşa'yı, Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi, Cumhuriyet'in ilânı ardından da desteklemeyi seçmişti.
3
Doktor Şefik Hüsnü, Türkiye Komünist Fırkası'nı 1921'den 1951'e kadar 30 Yıl yönetmiş bir siyasetçi idi!
bu sürede, 1923'de Türkiye Cumhuriyeti Mustafa Kemal Paşa tarafından ilân edildi, 1923 ile 1938 arasında Mustafa Kemal Paşa'nın Cumhurbaşkanlığı sırasında reformlar, devrimler gerçekleştirildi, 1939 ile 1945 arasında İkinci Dünya Savaşı yaşandı, Türkiye, İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı'nda İkinci Dünya Savaşı'na katılmadan yaşamayı seçti, 1946'da, "çok partili rejim"e geçildi, Demokrat Parti ilân edildi, Türkiye Komünist Fırkası da Doktor Şefik Hüsnü'nün Başkanlığı'nda yasallaştı, binlerce yurttaşı Doktor Şefik Hüsnü'nün Başkanlığı'nda komünist teşkilâtlarda yer aldılar, 1946 Seçimleri'nde yer aldılar.
1950 Seçimleri'nin ardından Demokrat Parti Hükümeti ilân edildi.
Türkiye Komünist Fırkası yasaklanmıştı.
Komünist Enternasyonal de, 1943'de dağıtılmıştı.
ama, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, dünya'da sosyalist devletler ilân edildi, Komünist Enternasyonal'de daha önce yer almış farklı ülkelerden komünist liderler, sosyalist devletlerin kurulmasında liderlik yapmışlardı. Mareşal Josip Broz Tito, Yugoslavya Federal Sosyalist Cumhuriyeti'nin Kurucu Başkanı idi, Georgi Dimitrov Bulgaristan Sosyalist Cumhuriyeti'nin Kurucu Başkanı idi, Enver Hoca Arnavutluk Sosyalist Cumhuriyeti'nin Kurucu Başkanı idi, Demokratik Almanya Cumhuriyeti ilân edildi, Macaristan Sosyalist Cumhuriyeti ilân edildi, Çekoslovakya Sosyalist Cumhuriyeti ilân edildi, Polonya Sosyalist Cumhuriyeti ilân edildi, Sovyetler Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ndeki sosyalist devletler de devâm ettiler, 1949'da Çin'de Çin Halk Cumhuriyeti ilân edildi.
Doktor Şefik Hüsnü, sosyalist devletlerin kurulmasına rağmen, baskı görmekteydi, Demokrat Parti Hükümeti, 1951'de "TKP Tevkifâtı" ile Doktor Şefik Hüsnü ile TKP'li ya da TKP'yi destekleyen yurttaşlarına saldırdı! Doktor Şefik Hüsnü, Zeki Baştımar, Reşat Fuat Baraner, Ruhi Su, Mihri Belli gibi TKP Liderleri hapishanelere kilitlendiler, yıllarca "TKP Davası" devâm etti, Doktor Şefik Hüsnü, 1959'da, "sürgün"de, Manisa'da vefât etti. öteki TKP'liler de yıllarca hapishanelerde kilitli kalmışlardı.
4
Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi, Nâzım Hikmet'in 1950'de Sovyetler Birliği'ne gitmesinden bir süre sonra Moskova'da yerleşmiş idi, "1951 TKP tevkifâtı"nın ardından, TKP Merkez Komitesi, farklı TKP'lilerin katılımı ile Moskova'dan yönetti Türkiye'deki siyasî faâliyetlerini. TKP Genel Sekreterliği'ni Moskova'da yaşayan İsmail Bilen almıştı, Türkiye'deki TKP'li liderlerin çoğu hapishanelerde kilitlenmişken, TKP, Nâzım Hikmet'in de katılımı ile Sovyetler Birliği'nde, Batılı ülkelerde teşkilâtlanıyor idi, hatta, Nâzım Hikmet, Dünya Barış Konseyi'nce Berlin'de ağırlandı, Dünya Barış Ödülü aldı. Nâzım Hikmet, 1950 ile 1963 arasında Moskova'da yaşamıştı, bu sürede, TKP Merkez Komitesi Moskova'da toplanmıştı, Türkiye'de Türkiye Komünist Partisi yayınlarına devâm edildi.
27 Mayıs 1960 İhtilâli ardından, Türkiye'de sosyalist hareketler yeniden yasallaşmıştı. TKP Genel Sekreteri İsmail Bilen'in de desteği ile 1962'de Türkiye İşçi Partisi ilân edildi.
Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar, Nâzım Hikmet'in eski bir arkadaşı idi, TKP'nin desteklediği bir siyasetçi idi.
Türkiye İşçi Partisi, 1965 Seçimleri'nde 15 Milletvekili ile Meclis'e seçilmişti.
TKP'lilerin çoğu Türkiye İşçi Partisi'ne katılmışlardı bu sürede.
Doktor Hikmet Kıvılcımlı, Mihri Belli, Ruhi Su, Reşat Fuat Baraner gibi eski TKP Liderleri, Türkiye İşçi Partisi faâliyetlerini desteklediler.
5
Türkiye Komünist Partisi, 12 Mart 1971 Muhtırası ardından, Moskova'daki faâliyetlerine devâm etti, 1973'de İsmail Bilen'in Liderliğinde "Atılım"ı ilân etti, Türkiye'deki TKP faâliyetlerinde bir "atılım" yapılması yönünde bir siyaset seçti, 1973 Seçimleri'nde Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Ecevit'i destekleme yönünde siyaset yaptı.
1973'te, TKP, yasallaşmak istiyor idi!
ama, Türk Ceza Yasası'nın 141., 142. Maddeleri, TKP'nin yasallaşmasını engelleyici maddeler idi.
"TKP'ye Özgürlük!" sloganı, Türkiye'deki miting alanlarında yaygınlaşmış bir slogan idi.
TKP Lideri İsmail Bilen, "Bizim Radyo"dan, "TKP'nin Sesi Radyosu"ndan Türkiye'ye sesleniyor, CHP'yi desteklediğini ilân ediyor, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na destek istiyor, Türkiye'de demokrasi'nin yine tehdit edildiğini duyuruyor, bir "demokrasi cephesi" öneriyor idi. TKP Lideri İsmail Bilen, "faşizm"in dünya'da diktâtörlük rejimleri ile yayıldığını anlatıyor, Şili'deki, Yunanistan'daki, İspanya'daki, Portekiz'deki diktâtörlük rejimleri hakkında Türkiye Halkı'nın bilgilendiriyor idi.
Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi, hâlâ Moskova'da idi.
1973'den 1987'ye kadar, Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi, Türkiye'ye yerleşemedi, ya Moskova'da ya da Demokratik Almanya'da, veyâ İsveç'de toplantılarına devâm etti. TKP Genel Sekreteri İsmail Bilen, 1983'de vefât ederken, TKP Genel Sekreterliği'ne 5. Kongre'de Haydar Kutlu seçilmişti. TKP Lideri Haydar Kutlu, "TKP'nin Sesi Radyosu"ndan Türkiye Halkı'na seslendi, TKP'nin amaçlarını, TKP Programı'nı anlattı. TKP Lideri Haydar Kutlu'nun önerileri ile "Sol Birlik" kuruldu, Türkiye İşçi Partisi Lideri Behice Boran'ın da destekleri ile, farklı siyasî partiler "Sol Birlik"te biraraya gelmişlerdi.
1987'de, TİP Lideri Behice Boran ile TKP Lideri Haydar Kutlu, bir toplantı ile Türkiye Birleşik Komünist Partisi'nin kurulacağını ilân ettiler, Türkiye'ye geleceklerdi!
Türkiye'de, 1987'de halk oylaması ile siyasî yasaklar kaldırılmıştı. Ecevit, Demirel, Perinçek, Türkeş, Boran, Baykal, Aybar gibi siyasetçiler artık serbestçe siyaset yapacaklardı.
TKP de, Haydar Kutlu'nun Genel Sekreterliği sırasında, siyasî yasakların kaldırılmasını desteklemişti, Türkiye'deki TKP'liler de, farklı ülkelerde yerleşmiş TKP'liler de siyasî yasakların kaldırılması yönünde siyaset yaptılar.
SİNAN ÖNER
суббота, 29 января 2011 г.
четверг, 2 декабря 2010 г.
Osmanlı Tarihi'ni Araştırmak
Osmanlı İmparatorluğu Tarihi'ni araştırmaya ilkokul yıllarımda başlamıştım!
önce, Osmanlı Devleti'nin kuruluş yılları, "yükselme dönemi", özellikle de "yıkılış dönemi" ile ilgili kitaplar okuyordum ya da notlar okuyordum, ortaokul yıllarımda Osmanlı Tarihi ile ilgili bilgilerim iyice çoğalmıştı.
Tarihçi Şevket Süreyyâ Aydemir'in "Tek Adam"ını ilkokul yıllarımda okumuştum, iki cilt'te, Atatürk'ün yaşadığı koşulları, Birinci Dünya Savaşı sırasındaki koşulları, sonra da Kurtuluş Savaşı'nın lideri olarak Atatürk'ü anlatmaktaydı, Şevket Süreyyâ Aydemir. Osmanlı Devleti'nin "yıkılış dönemi"nin çeşitli anlatımları vardı, "Tek Adam"da. Tarihçi Enver Ziya Karal'ın yazdığı kitapları da ilkokul yıllarımda incelemiştim, yine, Osmanlı Devleti'nin "yıkılış dönemi"nin açıklamaları vardı kitaplarında. Atatürk'ün 1927'de yazdığı "Nutuk"u da, iki cilt olarak, ilkokul yıllarımda okumuştum ki, "Nutuk" da Osmanlı Tarihi'ne yönelik Atatürk'ün notlarını içermekteydi.
Osmanlı Tarihçiliği diye bir bilim alanı olduğunu öğrenmiştim çocukken.
Tarihçi Doğan Avcıoğlu'nun "Türkiye'nin Düzeni" kitabını ortaokul yıllarımda okumuştum. Doğan Avcıoğlu, kitapta, Osmanlı Devleti'nin yaşadığı Tanzimat Dönemi'ni anlatmaktaydı, 19. Yüzyıl'daki "yenilik hareketleri", 1876'daki 1. Meşrûtiyet, ilk Anayasa'nın kabûlü, ilk Meclis-i Mebûsan, Mithat Paşa'nın lideri olduğu "meşrûtiyetçi akım"ın yaşadıkları!
daha önce de, 1839'da, Mustafa Reşit Paşa'nın liderlik yaptığı Gülhâne Hattî Hûmayûnu, Tanzimat'ın ilk yılları.
bu sırada, Avrupa, "kolonici"liğe devâm ediyordu, Avrupalı "koloniciler"in amaçlarından biri, Osmanlı Devleti'nin topraklarını "koloni"leştirmek idi.
"kolonicilik tarihi"ne de meraklanmıştım!
aynı yıllarda, televizyonda, tarih filmleri gösterilmekteydi, çoğunu izlemiştim, çocuklukta "muhâyyile"nin ne kadar "fonsiyonel" olduğu bilinir, ben de, tarih filmleri ile tarih hakkındaki "muhâyyile"mi güçlendirmekteydim.
Osmanlı Tarihçiliği'ne bir öğrenci hassasiyeti ile bir mesâi yapmıştım, kitaplar okuyordum, gazetelerdeki tarih makalelerini okuyordum, radyolarda, televizyonda tarih konuşmaları olduğunda kaçırmıyordum, izliyordum.
Osmanlı Tarihi'ni daha da ciddî bir biçimde araştırmaya lise yıllarımda devâm ettim!
artık, Atatürk'ün kurduğu Türk Tarih Kurumu'nun yayınladığı eserleri okumaktaydım, Profesör Fuat Köprülü'nün, Profesör İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın, Profesör Ömer Lütfi Barkan'ın, Profesör Uluğ İğdemir'in, Tarihçi Mustafa Akdağ'ın, öteki Osmanlı Tarihçileri'nin eserlerini okuyordum, inceliyordum, İstanbul'daki kitabevlerinin müdâvimi idim, sürekli yeni kitapları araştırıyordum, ayrıca, Sahaflar Çarşısı'ndaki eski kitapları araştırıyordum, Osmanlı Tarihçiliği ile ilgili ne varsa meraklanıyordum. ama, Osmanlı Arşivleri'ne girmemiştim, lisede okuduğum için pek istememiştim Osmanlı Arşivleri'ne girmeyi, Osmanlı Türkçesi de daha öğrenmemiştim.
Osmanlı Tarihi, 1250'lerden 1923'e, çok uzun bir süreyi içermekteydi.
beni meraklandıran bazı "dönem"ler ya da "vak'a"lar veyâ "karakterler" olduğunu hatırlıyorum.
meselâ, Osmanlı Beyliği'nin kuruluş yılları! Ertuğrul Gazi'nin, Osman Gazi'nin Osmanlı Beyliği'ne liderlik yaptıkları yıllar.
ya da, Osmanlı Devleti'nin yaşadığı "Fetret Dönemi", Şeyh Bedreddin Ayaklanması, İlhanlı Hükümdar Timur'la Osmanlı Hükümdarı Yıldırım Beyazıt'ın yaptığı "Ankara Savaşı", Çelebi Mehmet, Çelebi Musa, Çelebi İsa arasındaki savaşımlar, ve nihâyet, 1453'de İstanbul'un Fethedilmesi, Fatih Sultan Mehmet Dönemi.
Osmanlı Devleti'nin Osmanlı İmparatorluğu'na dönüşmesi süreci. Çandarlı Halil Paşa'nın Osmanlı Devleti'ne getirdikleri.
sonra, Kanûnî Sultan Süleyman Dönemi, Mimar Sinan'ın, Barbaros Hayrettin Paşa'nın, Osmanlı topraklarındaki reformları, yenilikleri, imâr hareketleri, eserleri!
meraklandığım bir "dönem" de, "Lale Devri" idi, 1718 ile 1730 arasındaki "Lale Devri", Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın liderliğinde reformlar, yenilikler.
elbette, bu "dönem"ler, "vak'a"lar, "karakterler", neredeyse sonsuz anlatımlara, anlamlara sahip idi, Osmanlı Arşivleri'ne hiç girmeden yaptığım araştırmalarda birtakım sonuçlara veyâ düşüncelere de varmaktaydım. ama, "önyargı" biriktirdiğimi sanmıyorum. Osmanlı Toplumu'nun Yapısı ile ilgili tartışmaları okurken de, "önyargılı" değildim, Osmanlı Ekonomisi, Osmanlı Mülkiyet İlişkileri, Osmanlı Üretim Yapısı, Osmanlı Siyasî Yapısı gibi tarih alanlarında yaptığım araştırmalarda, bir "önyargı" veyâ bir "saplantı" yaşamamıştım.
yıllar sonra, Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü'ne kayıt yaptırdığımda, artık mesleğim Tarihçilik idi, 19 yaşımdaydım, Osmanlı Tarihi de, okuldaki ilk araştırma alanlarımdan biriydi.
Osmanlı Tarihi alanında, bana dersler, konferanslar vermiş bir çok Profesör vardır!
Profesör Zafer Toprak, Profesör Edhem Eldem, Profesör Stefanos Yerasimos, Profesör Mete Tunçay, Profesör Şevket Pamuk, Profesör Kemal Karpat, Profesör Halil Berktay, Professor Selim Deringil, Profesör Sureyya Faroqui, Profesör Selçuk Esenbel, Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü'ndeki öğrencilik yıllarımda bana dersler, konferanslar vermiş Profesörler'den bazılarıdır. daha sonra da, Profesör Machiel Kiel'in konferanslarını Kırgızistan'ın Frunze kentinde izlemiştim.
üniversite dışındaki Osmanlı Tarihi araştırmalarını veyâ tartışmalarını izliyordum, öğrenciliğim sırasında.
Tarihçi İsmail Cem, Tarihçi Muzaffer İlhan Erdost, Tarihçi Burhan Kocadağ, Tarihçi Profesör Irene Melikoff, Tarihçi Profesör İlber Ortaylı, Tarihçi Profesör Sina Akşin, Tarihçi Profesör Feroz Ahmad, Tarihçi Profesör Bernard Lewis, üniversite dışında, eserlerini incelediğim tarihçilerimiz arasında yer almışlardı.
Osmanlı Tarihi ile ilgili katıldığım ilginç bir toplantı, yıllar sonra, 1999'da, 29 Ocak'ta, ATV Televizyon Kanalı'nda, Ali Kırca'nın hazırladığı "Siyaset Meydanı"ndaki "Osmanlı'nın 700. Yılı" toplantısı idi, yedi saat kadar sürmüştü toplantı, yirmi kadar Tarihçi katılmıştı toplantıya, ben de toplantıda bir konuşma yapmıştım, program, Osmanlı Tarihi araştırmalarının nasıl bir durumda olduğunu iyi anlatmıştı.
Osmanlı Tarihi araştırmalarım, 1999 17 Ağustos Depremi sonrası farklı boyutlar kazanmıştı, Osmanlı Bilim Tarihi'ne, Osmanlı Tarihi'ndeki Depremler'e meraklanmıştım.
2003 ile 2008 arasında, Osmanlı Tarihi ile ilgili bir çok notlar, denemeler yazmıştım!
bunların bazılarını yayınlamıştım, bir akademik not anlamında değil de, Osmanlı Tarihi hakkında serbest bir düşünce çabası olarak yayınladığım notlardı.
2008'de, Kırgızistan'a, Frunze'ye gittiğimde, Osmanlı Tarihçileri ile konferanslar izledim, Hollanda İstanbul Tarih Enstitüsü Müdürü Profesör Machiel Kiel'in konferanslarını izledim meselâ! binlerce sayfa kitap okumuştum Frunze'de, bazıları Osmanlı Tarihi hakkında idi.
Osmanlı Türkçesi de öğrenmiştim Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü'nde okurken!
Osmanlı Arşivleri'ne hâlâ girmedim ama, bunun bir nedeni, Osmanlı Arşivleri'ne girmek için Doktora aşamasına gelmem gerektiğini hissetmem idi, mantıklı bir neden.
Osmanlı Tarihi araştırmak, bir Tarihçi'nin ilk ödevlerinden biriydi, biridir.
SİNAN ÖNER
önce, Osmanlı Devleti'nin kuruluş yılları, "yükselme dönemi", özellikle de "yıkılış dönemi" ile ilgili kitaplar okuyordum ya da notlar okuyordum, ortaokul yıllarımda Osmanlı Tarihi ile ilgili bilgilerim iyice çoğalmıştı.
Tarihçi Şevket Süreyyâ Aydemir'in "Tek Adam"ını ilkokul yıllarımda okumuştum, iki cilt'te, Atatürk'ün yaşadığı koşulları, Birinci Dünya Savaşı sırasındaki koşulları, sonra da Kurtuluş Savaşı'nın lideri olarak Atatürk'ü anlatmaktaydı, Şevket Süreyyâ Aydemir. Osmanlı Devleti'nin "yıkılış dönemi"nin çeşitli anlatımları vardı, "Tek Adam"da. Tarihçi Enver Ziya Karal'ın yazdığı kitapları da ilkokul yıllarımda incelemiştim, yine, Osmanlı Devleti'nin "yıkılış dönemi"nin açıklamaları vardı kitaplarında. Atatürk'ün 1927'de yazdığı "Nutuk"u da, iki cilt olarak, ilkokul yıllarımda okumuştum ki, "Nutuk" da Osmanlı Tarihi'ne yönelik Atatürk'ün notlarını içermekteydi.
Osmanlı Tarihçiliği diye bir bilim alanı olduğunu öğrenmiştim çocukken.
Tarihçi Doğan Avcıoğlu'nun "Türkiye'nin Düzeni" kitabını ortaokul yıllarımda okumuştum. Doğan Avcıoğlu, kitapta, Osmanlı Devleti'nin yaşadığı Tanzimat Dönemi'ni anlatmaktaydı, 19. Yüzyıl'daki "yenilik hareketleri", 1876'daki 1. Meşrûtiyet, ilk Anayasa'nın kabûlü, ilk Meclis-i Mebûsan, Mithat Paşa'nın lideri olduğu "meşrûtiyetçi akım"ın yaşadıkları!
daha önce de, 1839'da, Mustafa Reşit Paşa'nın liderlik yaptığı Gülhâne Hattî Hûmayûnu, Tanzimat'ın ilk yılları.
bu sırada, Avrupa, "kolonici"liğe devâm ediyordu, Avrupalı "koloniciler"in amaçlarından biri, Osmanlı Devleti'nin topraklarını "koloni"leştirmek idi.
"kolonicilik tarihi"ne de meraklanmıştım!
aynı yıllarda, televizyonda, tarih filmleri gösterilmekteydi, çoğunu izlemiştim, çocuklukta "muhâyyile"nin ne kadar "fonsiyonel" olduğu bilinir, ben de, tarih filmleri ile tarih hakkındaki "muhâyyile"mi güçlendirmekteydim.
Osmanlı Tarihçiliği'ne bir öğrenci hassasiyeti ile bir mesâi yapmıştım, kitaplar okuyordum, gazetelerdeki tarih makalelerini okuyordum, radyolarda, televizyonda tarih konuşmaları olduğunda kaçırmıyordum, izliyordum.
Osmanlı Tarihi'ni daha da ciddî bir biçimde araştırmaya lise yıllarımda devâm ettim!
artık, Atatürk'ün kurduğu Türk Tarih Kurumu'nun yayınladığı eserleri okumaktaydım, Profesör Fuat Köprülü'nün, Profesör İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın, Profesör Ömer Lütfi Barkan'ın, Profesör Uluğ İğdemir'in, Tarihçi Mustafa Akdağ'ın, öteki Osmanlı Tarihçileri'nin eserlerini okuyordum, inceliyordum, İstanbul'daki kitabevlerinin müdâvimi idim, sürekli yeni kitapları araştırıyordum, ayrıca, Sahaflar Çarşısı'ndaki eski kitapları araştırıyordum, Osmanlı Tarihçiliği ile ilgili ne varsa meraklanıyordum. ama, Osmanlı Arşivleri'ne girmemiştim, lisede okuduğum için pek istememiştim Osmanlı Arşivleri'ne girmeyi, Osmanlı Türkçesi de daha öğrenmemiştim.
Osmanlı Tarihi, 1250'lerden 1923'e, çok uzun bir süreyi içermekteydi.
beni meraklandıran bazı "dönem"ler ya da "vak'a"lar veyâ "karakterler" olduğunu hatırlıyorum.
meselâ, Osmanlı Beyliği'nin kuruluş yılları! Ertuğrul Gazi'nin, Osman Gazi'nin Osmanlı Beyliği'ne liderlik yaptıkları yıllar.
ya da, Osmanlı Devleti'nin yaşadığı "Fetret Dönemi", Şeyh Bedreddin Ayaklanması, İlhanlı Hükümdar Timur'la Osmanlı Hükümdarı Yıldırım Beyazıt'ın yaptığı "Ankara Savaşı", Çelebi Mehmet, Çelebi Musa, Çelebi İsa arasındaki savaşımlar, ve nihâyet, 1453'de İstanbul'un Fethedilmesi, Fatih Sultan Mehmet Dönemi.
Osmanlı Devleti'nin Osmanlı İmparatorluğu'na dönüşmesi süreci. Çandarlı Halil Paşa'nın Osmanlı Devleti'ne getirdikleri.
sonra, Kanûnî Sultan Süleyman Dönemi, Mimar Sinan'ın, Barbaros Hayrettin Paşa'nın, Osmanlı topraklarındaki reformları, yenilikleri, imâr hareketleri, eserleri!
meraklandığım bir "dönem" de, "Lale Devri" idi, 1718 ile 1730 arasındaki "Lale Devri", Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın liderliğinde reformlar, yenilikler.
elbette, bu "dönem"ler, "vak'a"lar, "karakterler", neredeyse sonsuz anlatımlara, anlamlara sahip idi, Osmanlı Arşivleri'ne hiç girmeden yaptığım araştırmalarda birtakım sonuçlara veyâ düşüncelere de varmaktaydım. ama, "önyargı" biriktirdiğimi sanmıyorum. Osmanlı Toplumu'nun Yapısı ile ilgili tartışmaları okurken de, "önyargılı" değildim, Osmanlı Ekonomisi, Osmanlı Mülkiyet İlişkileri, Osmanlı Üretim Yapısı, Osmanlı Siyasî Yapısı gibi tarih alanlarında yaptığım araştırmalarda, bir "önyargı" veyâ bir "saplantı" yaşamamıştım.
yıllar sonra, Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü'ne kayıt yaptırdığımda, artık mesleğim Tarihçilik idi, 19 yaşımdaydım, Osmanlı Tarihi de, okuldaki ilk araştırma alanlarımdan biriydi.
Osmanlı Tarihi alanında, bana dersler, konferanslar vermiş bir çok Profesör vardır!
Profesör Zafer Toprak, Profesör Edhem Eldem, Profesör Stefanos Yerasimos, Profesör Mete Tunçay, Profesör Şevket Pamuk, Profesör Kemal Karpat, Profesör Halil Berktay, Professor Selim Deringil, Profesör Sureyya Faroqui, Profesör Selçuk Esenbel, Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü'ndeki öğrencilik yıllarımda bana dersler, konferanslar vermiş Profesörler'den bazılarıdır. daha sonra da, Profesör Machiel Kiel'in konferanslarını Kırgızistan'ın Frunze kentinde izlemiştim.
üniversite dışındaki Osmanlı Tarihi araştırmalarını veyâ tartışmalarını izliyordum, öğrenciliğim sırasında.
Tarihçi İsmail Cem, Tarihçi Muzaffer İlhan Erdost, Tarihçi Burhan Kocadağ, Tarihçi Profesör Irene Melikoff, Tarihçi Profesör İlber Ortaylı, Tarihçi Profesör Sina Akşin, Tarihçi Profesör Feroz Ahmad, Tarihçi Profesör Bernard Lewis, üniversite dışında, eserlerini incelediğim tarihçilerimiz arasında yer almışlardı.
Osmanlı Tarihi ile ilgili katıldığım ilginç bir toplantı, yıllar sonra, 1999'da, 29 Ocak'ta, ATV Televizyon Kanalı'nda, Ali Kırca'nın hazırladığı "Siyaset Meydanı"ndaki "Osmanlı'nın 700. Yılı" toplantısı idi, yedi saat kadar sürmüştü toplantı, yirmi kadar Tarihçi katılmıştı toplantıya, ben de toplantıda bir konuşma yapmıştım, program, Osmanlı Tarihi araştırmalarının nasıl bir durumda olduğunu iyi anlatmıştı.
Osmanlı Tarihi araştırmalarım, 1999 17 Ağustos Depremi sonrası farklı boyutlar kazanmıştı, Osmanlı Bilim Tarihi'ne, Osmanlı Tarihi'ndeki Depremler'e meraklanmıştım.
2003 ile 2008 arasında, Osmanlı Tarihi ile ilgili bir çok notlar, denemeler yazmıştım!
bunların bazılarını yayınlamıştım, bir akademik not anlamında değil de, Osmanlı Tarihi hakkında serbest bir düşünce çabası olarak yayınladığım notlardı.
2008'de, Kırgızistan'a, Frunze'ye gittiğimde, Osmanlı Tarihçileri ile konferanslar izledim, Hollanda İstanbul Tarih Enstitüsü Müdürü Profesör Machiel Kiel'in konferanslarını izledim meselâ! binlerce sayfa kitap okumuştum Frunze'de, bazıları Osmanlı Tarihi hakkında idi.
Osmanlı Türkçesi de öğrenmiştim Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü'nde okurken!
Osmanlı Arşivleri'ne hâlâ girmedim ama, bunun bir nedeni, Osmanlı Arşivleri'ne girmek için Doktora aşamasına gelmem gerektiğini hissetmem idi, mantıklı bir neden.
Osmanlı Tarihi araştırmak, bir Tarihçi'nin ilk ödevlerinden biriydi, biridir.
SİNAN ÖNER
понедельник, 5 июля 2010 г.
Amerikan Tarihi Okumak
Amerikan Tarihi okumaya çocukluk yıllarımda başlamıştım!
neden?
çok basit gibi görünen nedenleri vardır, ama, gerçekte basit nedenler değildi.
NATO üyesi bir devlet'in yurttaşıydım, ben çocukken, ABD, Türkiye'ye silâh ambargosu uyguluyor idi, Kıbrıs Sorunu ile Haşhaş Sorunu nedeni ile, Başbakan Ecevit idi.
silâh ambargosu'na meraklanmıştım, Tarsus Garnizon Komutanlığı'nın bahçesinde oyunlar oynarken. On yıl oturduk, Tarsus Garnizonu'nda. on yıl, 1976 ile 1986 arasında geçmişti, Amerikan Koleji de az ötede idi, büyükbabalarım Amerikan Koleji'nde ya okumuşlar ya da Amerikan Koleji'ne yardım etmişlerdi, tıpkı, 42 Kilometre ötedeki Adana İncirlik Üssü'nde çalıştıkları gibi.
Amerikan Tarihi'ne meraklanmamın bir nedeni de, ailemin CHP Hükümeti'ni, Ecevit'i desteklemesi idi, ailem Demokrat bir aile idi, büyükbabalarım İsmet İnönü'ye saygı duymalarına rağmen Demokrat Parti'yi de desteklemişler, Türkiye'de, Atatürkçü, demokrat, lâik bir rejim'in gerçekleşmesi yönünde siyaset yapmışlardı.
Amerikan Tarihi'ne meraklanmamın bir nedeni, TRT Televizyonu idi, Amerikan Sineması'ndan filmler, her hafta TRT'de gösterilmekteydi, on yıl'da, her hafta beş film izlediysem, yüzlerce film izlemiştim, çoğu da Amerikan Sineması'ndan filmlerdi, eski Hollywood filmleri!
Amerikan Bağımsızlık Savaşı, Kuzey-Güney Savaşı, Köleciliğe Karşı Savaş, Irkçılığa Karşı Savaşlar, Amerikan Politik Sineması'ndan bir çok film'de ele alınan konular olduğu için, Amerikan Tarihi ile ilgili çok farklı bilgiler edinmiştim.
Amerikan Tarihi'ne meraklanmamın bir nedeni de, ailem'in Amerikan yazarlarına sevgisi, bağlılığı idi. Babam Romancı Askeri Öner, ben çocukken, Jack London'un, Ernest Hemingway'in kitaplarını kitaplığımızda korumaktaydı, Amerikalı yazarların kitapları hakkında çok sohbet etmiştik evde! Annem Resim Öğretmeni Selma Homurlu da, Amerikalı yazarları okumayı seviyordu, Amerikan aktrislerine meraklıydı, Ava Gardner, Marilyn Monroe, Jane Fonda, Katherine Hepburn, Doris Day, çok sevdiğimiz, filmlerini sürekli izlediğimiz aktrislerdi!
Amerikan Tarihi, on yıl, hiç uzaklaşmadı benden.
basın'ı, radyoları izliyordum, Moskova Radyosu, BBC Türkçe Servisi, Almanya'nın Sesi Radyosu, Sofya Radyosu, Tahran Radyosu, Şam Radyosu, Kıbrıs Radyoları, Atina Radyosu, Bükreş Radyosu, Tiran Radyosu, Belgrad Radyosu, TKP'nin Sesi Radyosu, TRT Radyoları, Amerika'nın Sesi Radyosu, sürekli dinlediğim radyolardı.
Amerikan Tarihi'nin farklı dönemlerini inceliyordum, okuyordum.
çocukluk zevklerimden biri de, çizgi roman okumaktı.
Teksas, Tommiks, Tenten, Conan, Zagor, okuduğum çizgi roman kitaplarından bazıları idi, Amerikan Tarihi'nin çizgi romanlaştırılması, Türkçe'ye çevrilmesi ilginç bir deneyim idi.
Amerikan Tarihi okumaya devâm etmemde, 12 Eylül 1980 Darbesi'nin de bir etkisi vardı, Amerikalı yöneticiler, Türkiye'deki darbe'yi desteklemişlerdi, ya da onaylamışlardı ilk anda. 12 Eylül 1980 öncesi terör her yere yayılmıştı, dünya da iyi değildi, diktâ rejimleri ya da terör tüm dünya'ya yayılmıştı.
bir süre sonra, Amerikan Tarihi kadar dünya'nın öteki ülkelerinin tarihlerini okumaya yönelmiştim.
ama, İngilizce'yi çok iyi öğrendim!
İngilizce öğretmenlerim iyi öğretmenlerdi, notlarım da hep tam not olmuştur.
1990'da, Robert Koleji'nin devâmı sayılan Boğaziçi Üniversitesi'ne, Tarih Bölümü'ne kayıt yaptırmıştım, sınav'da elli kişilik kontenjan'a girmiştim, iyi bir sonuç idi.
1990, Amerikan Tarihi açısından ilginç bir tarih idi, Körfez Savaşı başlamıştı.
Amerikan Tarihi, İkinci Dünya Savaşı sonrası, bir "işgâlcilik tarihi" idi, "militarist bir siyaset", Amerikan yöneticilerinin seçtiği siyaset idi, Kore'de, Vietnam'da, Latin Amerika'da, Granada'da, Irak'ta "işgâlci", "militarist" Amerikan politikaları geçerliydi.
1990 ile 1992 arasında İngilizce derslerime ağırlık verirken, İngilizce kitaplar okuyordum, Boğaziçi Üniversitesi Kütüphânesi'nden ödünç aldığım İngilizce kitaplar az değildi.
Amerikan Tarihi okumak, daha sonra da mesleğimin getirdiği zorunlu bir "iş" olmuştur. Tarih Vakfı'nda, Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı'nda, Z-1 Sinema Atölyesi'nde, Anadolu Aydınlanma Vakfı'nda, Ayna Yayınevi'nde, daha sonra Genelkurmay Başkanlığı'nda çalıştığım yıllarda, Amerikan Tarihi okumak, Amerikan Tarihi ile ilgili tartışmalar yapmak ya da konferanslar izlemek, sempozyumları izlemek, dersler dinlemek, başlıca ödevlerim arasında idi!
2008'de, Kırgızistan'a giderken, Amerikan Tarihi yine gündemde idi, Kırgızistan'daki Amerikan Üsleri bir sorun idi, Irak'ta Amerikalıların işgâli sürmekteydi, Afganistan'da Amerikan Birlikleri vardı, Kırgızistan'da kaldığım aylarda, sürekli okumuştum, Amerikan Tarihi'nin Asya'yı ilgilendiren yönlerine meraklanmam doğaldı, ama, Rusça kaynakları incelemeden Türkiye'ye gelmek zorunda kalınca, Amerikan Tarihi okumalarımı da bir süre ertelemiş oldum.
Amerikan Tarihi ile ilgili öyle çok sinema filmi izledim ki, okuduklarım sanki çok değilmiş gibi geliyor! halbûki, Amerikalı romancıları, öykücüleri, Şâirleri, denemecileri çok okumuştum. Amerikalı Tarihçilerin yazdıklarına hep meraklanmış bir Tarihçi'yim.
SİNAN ÖNER
neden?
çok basit gibi görünen nedenleri vardır, ama, gerçekte basit nedenler değildi.
NATO üyesi bir devlet'in yurttaşıydım, ben çocukken, ABD, Türkiye'ye silâh ambargosu uyguluyor idi, Kıbrıs Sorunu ile Haşhaş Sorunu nedeni ile, Başbakan Ecevit idi.
silâh ambargosu'na meraklanmıştım, Tarsus Garnizon Komutanlığı'nın bahçesinde oyunlar oynarken. On yıl oturduk, Tarsus Garnizonu'nda. on yıl, 1976 ile 1986 arasında geçmişti, Amerikan Koleji de az ötede idi, büyükbabalarım Amerikan Koleji'nde ya okumuşlar ya da Amerikan Koleji'ne yardım etmişlerdi, tıpkı, 42 Kilometre ötedeki Adana İncirlik Üssü'nde çalıştıkları gibi.
Amerikan Tarihi'ne meraklanmamın bir nedeni de, ailemin CHP Hükümeti'ni, Ecevit'i desteklemesi idi, ailem Demokrat bir aile idi, büyükbabalarım İsmet İnönü'ye saygı duymalarına rağmen Demokrat Parti'yi de desteklemişler, Türkiye'de, Atatürkçü, demokrat, lâik bir rejim'in gerçekleşmesi yönünde siyaset yapmışlardı.
Amerikan Tarihi'ne meraklanmamın bir nedeni, TRT Televizyonu idi, Amerikan Sineması'ndan filmler, her hafta TRT'de gösterilmekteydi, on yıl'da, her hafta beş film izlediysem, yüzlerce film izlemiştim, çoğu da Amerikan Sineması'ndan filmlerdi, eski Hollywood filmleri!
Amerikan Bağımsızlık Savaşı, Kuzey-Güney Savaşı, Köleciliğe Karşı Savaş, Irkçılığa Karşı Savaşlar, Amerikan Politik Sineması'ndan bir çok film'de ele alınan konular olduğu için, Amerikan Tarihi ile ilgili çok farklı bilgiler edinmiştim.
Amerikan Tarihi'ne meraklanmamın bir nedeni de, ailem'in Amerikan yazarlarına sevgisi, bağlılığı idi. Babam Romancı Askeri Öner, ben çocukken, Jack London'un, Ernest Hemingway'in kitaplarını kitaplığımızda korumaktaydı, Amerikalı yazarların kitapları hakkında çok sohbet etmiştik evde! Annem Resim Öğretmeni Selma Homurlu da, Amerikalı yazarları okumayı seviyordu, Amerikan aktrislerine meraklıydı, Ava Gardner, Marilyn Monroe, Jane Fonda, Katherine Hepburn, Doris Day, çok sevdiğimiz, filmlerini sürekli izlediğimiz aktrislerdi!
Amerikan Tarihi, on yıl, hiç uzaklaşmadı benden.
basın'ı, radyoları izliyordum, Moskova Radyosu, BBC Türkçe Servisi, Almanya'nın Sesi Radyosu, Sofya Radyosu, Tahran Radyosu, Şam Radyosu, Kıbrıs Radyoları, Atina Radyosu, Bükreş Radyosu, Tiran Radyosu, Belgrad Radyosu, TKP'nin Sesi Radyosu, TRT Radyoları, Amerika'nın Sesi Radyosu, sürekli dinlediğim radyolardı.
Amerikan Tarihi'nin farklı dönemlerini inceliyordum, okuyordum.
çocukluk zevklerimden biri de, çizgi roman okumaktı.
Teksas, Tommiks, Tenten, Conan, Zagor, okuduğum çizgi roman kitaplarından bazıları idi, Amerikan Tarihi'nin çizgi romanlaştırılması, Türkçe'ye çevrilmesi ilginç bir deneyim idi.
Amerikan Tarihi okumaya devâm etmemde, 12 Eylül 1980 Darbesi'nin de bir etkisi vardı, Amerikalı yöneticiler, Türkiye'deki darbe'yi desteklemişlerdi, ya da onaylamışlardı ilk anda. 12 Eylül 1980 öncesi terör her yere yayılmıştı, dünya da iyi değildi, diktâ rejimleri ya da terör tüm dünya'ya yayılmıştı.
bir süre sonra, Amerikan Tarihi kadar dünya'nın öteki ülkelerinin tarihlerini okumaya yönelmiştim.
ama, İngilizce'yi çok iyi öğrendim!
İngilizce öğretmenlerim iyi öğretmenlerdi, notlarım da hep tam not olmuştur.
1990'da, Robert Koleji'nin devâmı sayılan Boğaziçi Üniversitesi'ne, Tarih Bölümü'ne kayıt yaptırmıştım, sınav'da elli kişilik kontenjan'a girmiştim, iyi bir sonuç idi.
1990, Amerikan Tarihi açısından ilginç bir tarih idi, Körfez Savaşı başlamıştı.
Amerikan Tarihi, İkinci Dünya Savaşı sonrası, bir "işgâlcilik tarihi" idi, "militarist bir siyaset", Amerikan yöneticilerinin seçtiği siyaset idi, Kore'de, Vietnam'da, Latin Amerika'da, Granada'da, Irak'ta "işgâlci", "militarist" Amerikan politikaları geçerliydi.
1990 ile 1992 arasında İngilizce derslerime ağırlık verirken, İngilizce kitaplar okuyordum, Boğaziçi Üniversitesi Kütüphânesi'nden ödünç aldığım İngilizce kitaplar az değildi.
Amerikan Tarihi okumak, daha sonra da mesleğimin getirdiği zorunlu bir "iş" olmuştur. Tarih Vakfı'nda, Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı'nda, Z-1 Sinema Atölyesi'nde, Anadolu Aydınlanma Vakfı'nda, Ayna Yayınevi'nde, daha sonra Genelkurmay Başkanlığı'nda çalıştığım yıllarda, Amerikan Tarihi okumak, Amerikan Tarihi ile ilgili tartışmalar yapmak ya da konferanslar izlemek, sempozyumları izlemek, dersler dinlemek, başlıca ödevlerim arasında idi!
2008'de, Kırgızistan'a giderken, Amerikan Tarihi yine gündemde idi, Kırgızistan'daki Amerikan Üsleri bir sorun idi, Irak'ta Amerikalıların işgâli sürmekteydi, Afganistan'da Amerikan Birlikleri vardı, Kırgızistan'da kaldığım aylarda, sürekli okumuştum, Amerikan Tarihi'nin Asya'yı ilgilendiren yönlerine meraklanmam doğaldı, ama, Rusça kaynakları incelemeden Türkiye'ye gelmek zorunda kalınca, Amerikan Tarihi okumalarımı da bir süre ertelemiş oldum.
Amerikan Tarihi ile ilgili öyle çok sinema filmi izledim ki, okuduklarım sanki çok değilmiş gibi geliyor! halbûki, Amerikalı romancıları, öykücüleri, Şâirleri, denemecileri çok okumuştum. Amerikalı Tarihçilerin yazdıklarına hep meraklanmış bir Tarihçi'yim.
SİNAN ÖNER
понедельник, 21 июня 2010 г.
Sinema Tarihi Okumak
19. Yüzyıl sonlarında, Fransız Lumiére Kardeşler tarafından icât edilen Sinema, daha sonra, hızla geliştirildi, 20. Yüzyıl başlarında, Amerika Birleşik Devletleri'nde, Sovyetler Birliği'nde, Fransa'da, İtalya'da, bir süre sonra da, Türkiye'de, Hindistan'da, Çin'de, Japonya'da, Almanya'da yayıldı.
Sinema Tarihi okumak, geniş bir açıdan, 19. Yüzyıl sonlarından itibâren dünya'da yaşanmış sosyal, siyasî, kültürel, sanatsal tarih'i okumak anlamına gelir.
ben, Sinema Tarihi okumaya, sanırım, 1980'de başlamıştım!
TRT Televizyonu, Türkiye'de tek kanal idi, hafta'da beş kadar Sinema Filmi, TRT'de gösterilmekteydi, dizilerin dışında.
Sinema salonları da, Türkiye'nin tüm illerine, ilçelerine yayılmıştı.
sinema salonlarında, Türkiye'de hazırlanmış filmler gibi, başka ülkelerde hazırlanmış filmler de gösterilmekteydi.
Lumiére Kardeşler'i, Charles Chaplin'i, Douglas Fairbanks'i, Sergei Eisenstein'ı, Muhsin Ertuğrul'u, Fritz Lang'ı çocuk yaşlarımda izlemiştim, Sinema Tarihi'nin ilk dönemlerini iyice anlamıştım, "sessiz sinema" yıllarını.
Sinema'da, ses, renk, ışık, yeni çekim teknikleri, ancak İkinci Dünya Savaşı yıllarında yaygınlaşmıştı.
her ülke, Sinema Tarihi açısından ilginç özellikler taşımaktaydı.
ben, bir kavramlaştırma yapma aşamasından önce, çok film izledim.
Amerikan Sineması, Sovyet Sineması, Fransız Sineması, İtalyan Sineması, Alman Sineması, İngiliz Sineması, İspanyol Sineması, Türkiye Sineması, Sinema Sanatı açısından ayrı ayrı incelediğim ülke sinemaları idi.
Charles Chaplin, Sergei Eisenstein, Jean Renoir, Pietro Germi, Fritz Lang, Alfred Hitchock, Luis Bunuel, Muhsin Ertuğrul, Sinema Tarihi açısından filmlerini izlediğim sinema yönetmenleri idi.
Sinema Tarihi okumaya, filmleri izlerken başlamıştım, bunda, Yazar Tarihçi Atillâ Dorsay'ın, Sinemacı Mahmut Tâli Öngören'in, Yazar Onat Kutlar'ın çabaları vardır, çocukluk yıllarımda bu yazarları okumuştum, hep de okudum!
Sinema Tarihi açısından, Türkiye Sineması da ilginç bir sinema alanı idi.
Muhsin Ertuğrul, Atatürk'ün desteği ile sinema yapmaya başlamıştı, uzun bir süre, Türkiye'nin tek sinema yönetmenliğini yapmıştı. Ömer Lütfi Akad, Atıf Yılmaz Batıbeki, İlhan Arakon, Metin Erksan, Halit Refiğ, Yılmaz Duru, Süreyya Duru, Osman Fahri Seden, Yılmaz Güney, Hulki Saner, sonra geldiler!
çoğunun filmlerini izlemiştim. Ömer Lütfi Akad, Atıf Yılmaz Batıbeki, Halit Refiğ, Hulki Saner, bana dersler, konferanslar vermişlerdi.
daha sonraki yönetmenler ile uzun bir süre çalıştık!
Ömer Kavur'un, Ziya Öztan'ın, Yavuz Özkan'ın derslerini, konferanslarını izledim.
senaristleri, görüntü yönetmenlerini, dekorcuları, aktörleri, aktrisleri izledim, eserlerini inceledim.
bir çok açıdan, Türkiye Sineması Uzmanı olduğumu kabûl ederim.
ayrıca, Sinema Tarihi'nin, Türkiye Sineması'nın içinde yaşadığı büyük bir tarih olarak, okuyucusu, izleyicisi oldum.
aktörler, aktrisler, Sinema Tarihi'nde, yönetmenler ile anılırlar.
bir Tarihçi olarak, Sinema Tarihi'nde yer almış bir çok aktör'ü, aktris'i inceledim, izledim.
Charles Chaplin, Mary Pickford, Douglas Fairbanks, Muhsin Ertuğrul, John Wayne, Montgomery Clift, Lawrence Olivier, Errol Flynn, Karl Malden, Marlon Brando, Orson Welles, Edward G. Robinson, Ahmet Tarık Tekçe, Müşfik Kenter, Yılmaz Güney, Zeki Müren, Türkân Şoray, Marilyn Monroe, Vivien Leigh, Clark Gable, Humphrey Bogart, Alain Delon, Jean Paul Belmondo, Marcello Mastroanni, Sophia Loren, Catherine Deneuve, Jeanne Moreau, James Dean, Natalie Wood, Robert Wagner, Nastassia Kinsky, Klaus Kinsky, Burt Lancester, Dustin Hoffman, Robert Redford, Meryl Streep, Robert De Niro, Al Pacino, Jane Fonda, Henry Fonda, Katherine Hepburn, Audrey Hepburn, Jerry Lewis, Steve Mcqueen, Paul Newman, Liv Ullman, Michael Douglas, Kirk Douglas, izlediğim, oyunculuk deneyimlerini ayrıntıları ile gözlemlediğim aktörler, aktrisler arasında yer alırlar.
Sinema Tarihi'nde, bir Tarihçi açısında çok farklı konular, çok farklı keşif alanları vardır!
ses, renk, ışık, kostüm, dekor, kamera hareketleri, efekt gibi çok farklı sinema unsurlarının Sinema Tarihi'ndeki farklı özelliklerini keşfetmek büyük bir iş!
Sinema Tarihi okurken, kavramlaştırmalar yaparken, filmleri izlemek gerekir, filmleri izlerken de, okumak, biyografileri, sinema denemelerini, eleştirileri, sinemacıların notlarını okumak gerekir.
ben, bu açıdan, ödevlerimin hepsini yapamadım ama -Türkiye'de yaşadığım için!-, bir çok açıdan da ödevlerimin çoğunu yaptım.
SİNAN ÖNER
Sinema Tarihi okumak, geniş bir açıdan, 19. Yüzyıl sonlarından itibâren dünya'da yaşanmış sosyal, siyasî, kültürel, sanatsal tarih'i okumak anlamına gelir.
ben, Sinema Tarihi okumaya, sanırım, 1980'de başlamıştım!
TRT Televizyonu, Türkiye'de tek kanal idi, hafta'da beş kadar Sinema Filmi, TRT'de gösterilmekteydi, dizilerin dışında.
Sinema salonları da, Türkiye'nin tüm illerine, ilçelerine yayılmıştı.
sinema salonlarında, Türkiye'de hazırlanmış filmler gibi, başka ülkelerde hazırlanmış filmler de gösterilmekteydi.
Lumiére Kardeşler'i, Charles Chaplin'i, Douglas Fairbanks'i, Sergei Eisenstein'ı, Muhsin Ertuğrul'u, Fritz Lang'ı çocuk yaşlarımda izlemiştim, Sinema Tarihi'nin ilk dönemlerini iyice anlamıştım, "sessiz sinema" yıllarını.
Sinema'da, ses, renk, ışık, yeni çekim teknikleri, ancak İkinci Dünya Savaşı yıllarında yaygınlaşmıştı.
her ülke, Sinema Tarihi açısından ilginç özellikler taşımaktaydı.
ben, bir kavramlaştırma yapma aşamasından önce, çok film izledim.
Amerikan Sineması, Sovyet Sineması, Fransız Sineması, İtalyan Sineması, Alman Sineması, İngiliz Sineması, İspanyol Sineması, Türkiye Sineması, Sinema Sanatı açısından ayrı ayrı incelediğim ülke sinemaları idi.
Charles Chaplin, Sergei Eisenstein, Jean Renoir, Pietro Germi, Fritz Lang, Alfred Hitchock, Luis Bunuel, Muhsin Ertuğrul, Sinema Tarihi açısından filmlerini izlediğim sinema yönetmenleri idi.
Sinema Tarihi okumaya, filmleri izlerken başlamıştım, bunda, Yazar Tarihçi Atillâ Dorsay'ın, Sinemacı Mahmut Tâli Öngören'in, Yazar Onat Kutlar'ın çabaları vardır, çocukluk yıllarımda bu yazarları okumuştum, hep de okudum!
Sinema Tarihi açısından, Türkiye Sineması da ilginç bir sinema alanı idi.
Muhsin Ertuğrul, Atatürk'ün desteği ile sinema yapmaya başlamıştı, uzun bir süre, Türkiye'nin tek sinema yönetmenliğini yapmıştı. Ömer Lütfi Akad, Atıf Yılmaz Batıbeki, İlhan Arakon, Metin Erksan, Halit Refiğ, Yılmaz Duru, Süreyya Duru, Osman Fahri Seden, Yılmaz Güney, Hulki Saner, sonra geldiler!
çoğunun filmlerini izlemiştim. Ömer Lütfi Akad, Atıf Yılmaz Batıbeki, Halit Refiğ, Hulki Saner, bana dersler, konferanslar vermişlerdi.
daha sonraki yönetmenler ile uzun bir süre çalıştık!
Ömer Kavur'un, Ziya Öztan'ın, Yavuz Özkan'ın derslerini, konferanslarını izledim.
senaristleri, görüntü yönetmenlerini, dekorcuları, aktörleri, aktrisleri izledim, eserlerini inceledim.
bir çok açıdan, Türkiye Sineması Uzmanı olduğumu kabûl ederim.
ayrıca, Sinema Tarihi'nin, Türkiye Sineması'nın içinde yaşadığı büyük bir tarih olarak, okuyucusu, izleyicisi oldum.
aktörler, aktrisler, Sinema Tarihi'nde, yönetmenler ile anılırlar.
bir Tarihçi olarak, Sinema Tarihi'nde yer almış bir çok aktör'ü, aktris'i inceledim, izledim.
Charles Chaplin, Mary Pickford, Douglas Fairbanks, Muhsin Ertuğrul, John Wayne, Montgomery Clift, Lawrence Olivier, Errol Flynn, Karl Malden, Marlon Brando, Orson Welles, Edward G. Robinson, Ahmet Tarık Tekçe, Müşfik Kenter, Yılmaz Güney, Zeki Müren, Türkân Şoray, Marilyn Monroe, Vivien Leigh, Clark Gable, Humphrey Bogart, Alain Delon, Jean Paul Belmondo, Marcello Mastroanni, Sophia Loren, Catherine Deneuve, Jeanne Moreau, James Dean, Natalie Wood, Robert Wagner, Nastassia Kinsky, Klaus Kinsky, Burt Lancester, Dustin Hoffman, Robert Redford, Meryl Streep, Robert De Niro, Al Pacino, Jane Fonda, Henry Fonda, Katherine Hepburn, Audrey Hepburn, Jerry Lewis, Steve Mcqueen, Paul Newman, Liv Ullman, Michael Douglas, Kirk Douglas, izlediğim, oyunculuk deneyimlerini ayrıntıları ile gözlemlediğim aktörler, aktrisler arasında yer alırlar.
Sinema Tarihi'nde, bir Tarihçi açısında çok farklı konular, çok farklı keşif alanları vardır!
ses, renk, ışık, kostüm, dekor, kamera hareketleri, efekt gibi çok farklı sinema unsurlarının Sinema Tarihi'ndeki farklı özelliklerini keşfetmek büyük bir iş!
Sinema Tarihi okurken, kavramlaştırmalar yaparken, filmleri izlemek gerekir, filmleri izlerken de, okumak, biyografileri, sinema denemelerini, eleştirileri, sinemacıların notlarını okumak gerekir.
ben, bu açıdan, ödevlerimin hepsini yapamadım ama -Türkiye'de yaşadığım için!-, bir çok açıdan da ödevlerimin çoğunu yaptım.
SİNAN ÖNER
среда, 16 июня 2010 г.
Arkeoloji Bilimi Okumak!
Arkeoloji Bilimi, Türkiye'de çok yeni bir bilim alanı. Atatürk'ün yaptığı eğitim atılımları sırasında, Arkeoloji Bilimi ile ilgili eğitim kurumları kurulmuş, üniversitelerde Arkeoloji Bölümleri açılmıştı.
Arkeoloji okumayı hep istemiştim!
çocukluğum, Kayseri, Tarsus gibi arkeolojik açıdan zengin kentlerde geçmişti. Roma Dönemi eserleri gibi tarihsel eserler, arkeolojik metodlar ile açığa çıkarılıyorlardı, bu kentlerde. Tarsus'ta, Gözlükule Höyüğü'ndeki arkeolojik kazıları, önce, Alman Arkeologlar yapmışlardı, kazı kayıtları Almanca'da yayınlanmıştı, Atatürk'ün, sonra da İsmet İnönü'nün destekleri ile. Alman Hükümetleri de, Alman Arkeologların Türkiye'deki arkeolojik kazılarını desteklemektelerdi.
Kayseri'deki arkeolojik araştırmalar da az değildir, özellikle Kapadokya Bölgesi'nde yıllarca arkeolojik çalışmalar yapılmıştı.
Mersin, Antalya, Muğla, Denizli, Çanakkale gibi kentler de, arkeolojik açıdan zengin kentlerdir.
Profesör Halet Çambel, Profesör Ayşe Muhibbe Darga, Profesör Ekrem Akurgal, Profesör Kenan Erim, Profesör Tahsin Özgüç gibi arkeoloji ustalarının yetiştirdiği öğrenciler, bugün hâlâ Anadolu'nun farklı kentlerinde arkeolojik kazılar yapıyorlar, kazı kayıtları yayınlıyorlar, üniversitelerdeki Arkeoloji Bölümleri'nde öğrenci yetiştiriyorlar.
ben de, Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü'nde okuduğum sıralarda, Profesör Ian Hodder'in, Profesör Aslı Özyar'ın, Profesör Mehmet Özdoğan'ın arkeolojik çalışmalarını incelemiştim. Profesör Ian Hodder, Çatalhöyük Kazıları'nı yönetmekteydi, yazdığı arkeoloji kitaplarını okumuştum.
Profesör Aslı Özyar, hâlâ, Tarsus Gözlükule Höyüğü Kazıları'nı yönetiyor. Profesör Mehmet Özdoğan da, Ege Bölgesi'nde arkeolojik kazılar yönetmişti.
Arkeoloji, toprak altında kalmış tarihsel kalıntıların, kazılar ile, keşfedilmesi, ayrıştırılması, müzelerde veyâ arkeolojik alanlarda korunması, daha sonra da bu kalıntılardan tarihsel bilgiler üretilmesi amaçlarını güden bir Bilim alanı.
Arkeoloji sayesinde, dünya'da bir çok tarihsel eser keşfedildiği gibi, tarih'e yönelik bir çok soru yanıtlandı, bir çok giz çözüldü. dünya'nın farklı kentlerinde Arkeoloji Müzeleri açıldı, Arkeoloji Müzeleri'nde, tarihöncesi eserler de, tarihsel eserler de sergilenmektedir, Arkeoloji Müzeleri'nin yayınları ile, dünya'da bir çok arkeoloji meraklısı yetişiyor, arkeolojik bilgiler çoğalıyor, arkeolojik metodlar kavranıyor.
Mısır'da, Anadolu'da, Yunanistan'da, Irak'ta, İran'da olduğu gibi, daha ötelerde, Merkezî Asya'da, Çin'de, Kamboçya'da, arkeolojik çalışmalar yapıldı, tarihsel eserler keşfedildi.
Tarih Bilimi ile Arkeoloji Bilimi, birbirini sürekli destekleyici bilimler olarak bugüne geldiler, geleceğe de, bu özellikleri ile kalırlar.
SİNAN ÖNER
понедельник, 10 мая 2010 г.
Fransız İhtilâli Tarihi Okumak
Sadi Borak, Kaynak Yayınları'nda, "Atatürk'ün Yayınlanmamış Eserleri"ni yayınlamıştı, Atatürk'ün "Fransız İhtilâli Konferansı" da, Sadi Borak'ın kitabında yer almıştı. Atatürk'ün, İzmir'de verdiği "Fransız İhtilâli Konferansı", 75 sayfa tutmuş, Atatürk, İzmir'deki dinleyicilerine, Fransız İhtilâli Tarihi'ni ayrıntıları ile, ancak Fransa Tarihi Uzmanı bir Tarihçi'nin anlatacağı gibi anlatmıştı, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı olarak.
Atatürk'ün "Fransız İhtilâli Konferansı"nı okurken, Fransız İhtilâli ile ilgili neler okuduğumu, neler bildiğimi sormuştum!
Fransız İhtilâli, 1789'da patlamıştı, İhtilâl, Eski Rejim'i değiştirmiş, Monarşi yıkılmış, Cumhuriyet ilân edilmiş idi. Fransa, İhtilâl ile, Millet Meclisi'nin yönetimi ile yönetilmeye başlanmıştı.
İhtilâl öncesi koşulları anlatan bir çok roman, deneme, tarih kitabı okumuştum.
Fransız İhtilâli ile ilgili okuduklarımdan bazılarını not alayım.
Tarihçi Murat Sarıca'nın "100 Soru'da Fransız İhtilâli Tarihi", Türkçe'de yayınlanmış en iyi tarih kitaplarından biridir, Fransız İhtilâli hakkında.
Profesör Server Tanilli'nin "Fransız Devrimi'nden Portreler"i, "Victor Hugo"su, "Dünya Değiştiren On Yıl"ı, Fransız İhtilâli ile ilgili Türkçe'de yayınlanmış iyi denemelerdir.
Victor Hugo'nun "1793 İhtilâli" de, Fransız İhtilâli'ni anlamak açısından çok yararlı bir tarihsel roman idi, ta lise yıllarımda okumuştum.
Denis Diderot'un, Jean Jacques Rousseau'nun kitapları, Fransız İhtilâli öncesi Fransa'yı anlamak açısından çok yararlı, kıymetli kitaplardır.
Lucien Febvre'in, Marc Bloch'un tarih kitaplarını mutlaka okumak gerekir!
Marc Bloch, iki ciltlik "Feodal Toplum"unda, Fransız İhtilâli öncesi Fransa Tarihi'ni anlatmıştı.
Fransız İhtilâli ile ilgili, Robespierre'i, Danton'u, Saint-Just'u, Marat'ı, Mirebeau'u, Babeuf'u, 16. Louis'i, öteki İhtilâl karakterlerini anlatan denemeler, notlar, kitaplar okumuştum, Türkçe ya da İngilizce.
Fransız İhtilâli Tarihi ile ilgili, Balzac'ın romanları da kıymetli kaynak kitaplardır. Honore de Balzac, romanlarında, Fransa'nın farklı özelliklerini anlatmıştı, Fransız İhtilâli öncesi ve sonrası, Balzac'ın romanlarında vardır.
Victor Hugo'nun "Sefiller"ini, iki büyük cilt olarak, daha ilkokul yıllarımda okumuştum. 1830 İhtilâli öncesi, Fransa'nın Tarihi vardır, "Sefiller"de.
Karl Marx'ın, Friedrich Engels'in, Vladimir Lenin'in, Marxist açıdan Fransız İhtilâli Notları'nı da mutlaka okumak gerekir. Lenin, Sovyet İhtilâli'ne Fransız İhtilâli'nden nelerin kaldığını sormuş, bu konuda notlar yazmıştı. Lenin'e göre, Fransız İhtilâli Tarihi ile, Sovyet İhtilâli, birbirine bağlı idi.
Atatürk de, Lenin gibi düşünmekteydi, Fransız İhtilâli Tarihi ile Türk İhtilâli arasında çeşitli bağlantılar, tarihsel devâmlılıklar ya da benzerlikler vardır.
Fransız İhtilâli Tarihi ile ilgili, elbette, Fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça, pek çok kaynak kitap yayınlandı!
biyografiler, monografiler, tarihsel incelemeler yayınlandı, Fransız İhtilâli Tarihi ile ilgili, ayrıca, resmî belgeleri de mutlaka incelemek gerekir.
Fransız İhtilâli Tarihi, bir uzmanlık alanı olarak çok ilginç bir bilgi alanıdır, ama, aynı zamanda, bir yurttaş açısından, genel bir tarihsel kültür sahibi olmak açısından, bir tarih bilgisi sahibi olmak açısından, mutlaka incelenmesi gereken bir bilgi alanıdır.
SİNAN ÖNER
Atatürk'ün "Fransız İhtilâli Konferansı"nı okurken, Fransız İhtilâli ile ilgili neler okuduğumu, neler bildiğimi sormuştum!
Fransız İhtilâli, 1789'da patlamıştı, İhtilâl, Eski Rejim'i değiştirmiş, Monarşi yıkılmış, Cumhuriyet ilân edilmiş idi. Fransa, İhtilâl ile, Millet Meclisi'nin yönetimi ile yönetilmeye başlanmıştı.
İhtilâl öncesi koşulları anlatan bir çok roman, deneme, tarih kitabı okumuştum.
Fransız İhtilâli ile ilgili okuduklarımdan bazılarını not alayım.
Tarihçi Murat Sarıca'nın "100 Soru'da Fransız İhtilâli Tarihi", Türkçe'de yayınlanmış en iyi tarih kitaplarından biridir, Fransız İhtilâli hakkında.
Profesör Server Tanilli'nin "Fransız Devrimi'nden Portreler"i, "Victor Hugo"su, "Dünya Değiştiren On Yıl"ı, Fransız İhtilâli ile ilgili Türkçe'de yayınlanmış iyi denemelerdir.
Victor Hugo'nun "1793 İhtilâli" de, Fransız İhtilâli'ni anlamak açısından çok yararlı bir tarihsel roman idi, ta lise yıllarımda okumuştum.
Denis Diderot'un, Jean Jacques Rousseau'nun kitapları, Fransız İhtilâli öncesi Fransa'yı anlamak açısından çok yararlı, kıymetli kitaplardır.
Lucien Febvre'in, Marc Bloch'un tarih kitaplarını mutlaka okumak gerekir!
Marc Bloch, iki ciltlik "Feodal Toplum"unda, Fransız İhtilâli öncesi Fransa Tarihi'ni anlatmıştı.
Fransız İhtilâli ile ilgili, Robespierre'i, Danton'u, Saint-Just'u, Marat'ı, Mirebeau'u, Babeuf'u, 16. Louis'i, öteki İhtilâl karakterlerini anlatan denemeler, notlar, kitaplar okumuştum, Türkçe ya da İngilizce.
Fransız İhtilâli Tarihi ile ilgili, Balzac'ın romanları da kıymetli kaynak kitaplardır. Honore de Balzac, romanlarında, Fransa'nın farklı özelliklerini anlatmıştı, Fransız İhtilâli öncesi ve sonrası, Balzac'ın romanlarında vardır.
Victor Hugo'nun "Sefiller"ini, iki büyük cilt olarak, daha ilkokul yıllarımda okumuştum. 1830 İhtilâli öncesi, Fransa'nın Tarihi vardır, "Sefiller"de.
Karl Marx'ın, Friedrich Engels'in, Vladimir Lenin'in, Marxist açıdan Fransız İhtilâli Notları'nı da mutlaka okumak gerekir. Lenin, Sovyet İhtilâli'ne Fransız İhtilâli'nden nelerin kaldığını sormuş, bu konuda notlar yazmıştı. Lenin'e göre, Fransız İhtilâli Tarihi ile, Sovyet İhtilâli, birbirine bağlı idi.
Atatürk de, Lenin gibi düşünmekteydi, Fransız İhtilâli Tarihi ile Türk İhtilâli arasında çeşitli bağlantılar, tarihsel devâmlılıklar ya da benzerlikler vardır.
Fransız İhtilâli Tarihi ile ilgili, elbette, Fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça, pek çok kaynak kitap yayınlandı!
biyografiler, monografiler, tarihsel incelemeler yayınlandı, Fransız İhtilâli Tarihi ile ilgili, ayrıca, resmî belgeleri de mutlaka incelemek gerekir.
Fransız İhtilâli Tarihi, bir uzmanlık alanı olarak çok ilginç bir bilgi alanıdır, ama, aynı zamanda, bir yurttaş açısından, genel bir tarihsel kültür sahibi olmak açısından, bir tarih bilgisi sahibi olmak açısından, mutlaka incelenmesi gereken bir bilgi alanıdır.
SİNAN ÖNER
среда, 28 апреля 2010 г.
Nâzım Hikmet Biyografileri'nde Tarih Okumak
Şâir Nâzım Hikmet Ran'ı anlatan biyografileri okumak, bir dönem tarihçilik faâliyetlerim arasında idi.
Radi Fiş, Kemal Sülker, Vâlâ Nurettin, Orhan Kemal, Memet Fuat, Asım Bezirci, Emin Karaca, Ekber Babayev, Müzehher Vâ-nu, Semiha Berksoy, Şükran Kurdakul, Muzaffer Erdost, Şâir Nâzım Hikmet Ran'ı anlatan biyografik denemeler, kitaplar yazmış, yayınlamışlardı.
ayrıca, Nâzım Hikmet Ran'ı biyografik özellikleri ile inceleyen makaleler, denemeler, notlar yayınlanmıştı.
Nâzım Hikmet Ran ile ilgili yazmış yazarlar arasında, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Yaşar Kemal Göğceli, Cemal Süreyâ, Vartan İhmalyan, Ataol Behramoğlu, Özdemir İnce, Hilmi Yavuz, Attilâ İlhan, Aziz Nesin vardır.
çoğunun yazdıklarını okumuştum!
Nâzım Hikmet Ran'ın kızkardeşi Merhûm Samiye Yaltırım da konuğumuz olmuş idi bir kez, Moda'da.
Nâzım Hikmet Ran ile çeşitli defâlar bir arada olmuş kişiler ile de bir araya gelmiştik.
Nâzım Hikmet Ran, 1902 ile 1963 yılları arasında yaşamıştı.
Nâzım Hikmet Ran'ın biyografilerini okurken, 1902 ile 1963 yılları arasında yaşanmış tarih'i de okumuş oluruz. Osmanlı Devleti'nin yıkılış yılları, Birinci Dünya Savaşı, Sovyet İhtilâli, Millî Kurtuluş Savaşı yılları, Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı yılları, İkinci Dünya Savaşı, DP Hükümeti yılları, SBKP'de 20. Kongre Dönemi, Türkiye'de 27 Mayıs İhtilâli, 20. Yüzyıl Tarihi'nin bir çok deneyimi, Nâzım Hikmet Ran'ın yaşadığı yıllarda yaşandığı için, Nâzım Hikmet Ran'ın biyografilerini okumak, 20. Yüzyıl Tarihi'ni öğrenmek, anlamak açısından çok değerli bir çaba'dır.
Nâzım Hikmet Ran ile ilgili konferansları, dersleri, sempozyumları da izledim.
Nâzım Hikmet Ran ile ilgili sohbet ettiğim ya da dinlediğim veyâ okuduğum kişiler arasında, TKP'nin son Genel Sekreteri Nabi Yağcı, TBKP Kurucu Genel Başkanı Doktor Nihat Sargın, eski TKP'li Yazar Kerim Korcan, eski TKP'li Yazar Askerî Öner, eski TKP'li Merhûm Sendikacı Ali Kaplan, eski TKP'li Şâir Attilâ İlhan, eski TKP'li Tarihçi Şükran Kurdakul, Merhûm Yazar Aziz Nesin, Yazar Muzaffer Erdost, Yazar Refik Erduran, Opera Sanatçısı Merhûm Semiha Berksoy, Yazar Yaşar Kemal Göğceli, TİP Genel Başkanı Merhûm Mehmet Ali Aybar vardır.
Nâzım Hikmet Ran'ın yazdığı, yayınlanmış şiirleri arasında okumadığım çok az şiiri vardır.
Nâzım Hikmet Ran'ın yazdığı denemelerin, mektupların çoğunu da okumuştum. ama, romanlarını, oyunlarını, daha tam anlamı ile incelemedim.
Türkiye'de bir Nâzım Hikmet Ran Üniversitesi açıldığında, Nâzım Hikmet Ran ile ilgili tüm belgeler, eserler toplanır, büyük bir Nâzım Hikmet Ran Arşivi hazırlanır.
SİNAN ÖNER
Radi Fiş, Kemal Sülker, Vâlâ Nurettin, Orhan Kemal, Memet Fuat, Asım Bezirci, Emin Karaca, Ekber Babayev, Müzehher Vâ-nu, Semiha Berksoy, Şükran Kurdakul, Muzaffer Erdost, Şâir Nâzım Hikmet Ran'ı anlatan biyografik denemeler, kitaplar yazmış, yayınlamışlardı.
ayrıca, Nâzım Hikmet Ran'ı biyografik özellikleri ile inceleyen makaleler, denemeler, notlar yayınlanmıştı.
Nâzım Hikmet Ran ile ilgili yazmış yazarlar arasında, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Yaşar Kemal Göğceli, Cemal Süreyâ, Vartan İhmalyan, Ataol Behramoğlu, Özdemir İnce, Hilmi Yavuz, Attilâ İlhan, Aziz Nesin vardır.
çoğunun yazdıklarını okumuştum!
Nâzım Hikmet Ran'ın kızkardeşi Merhûm Samiye Yaltırım da konuğumuz olmuş idi bir kez, Moda'da.
Nâzım Hikmet Ran ile çeşitli defâlar bir arada olmuş kişiler ile de bir araya gelmiştik.
Nâzım Hikmet Ran, 1902 ile 1963 yılları arasında yaşamıştı.
Nâzım Hikmet Ran'ın biyografilerini okurken, 1902 ile 1963 yılları arasında yaşanmış tarih'i de okumuş oluruz. Osmanlı Devleti'nin yıkılış yılları, Birinci Dünya Savaşı, Sovyet İhtilâli, Millî Kurtuluş Savaşı yılları, Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı yılları, İkinci Dünya Savaşı, DP Hükümeti yılları, SBKP'de 20. Kongre Dönemi, Türkiye'de 27 Mayıs İhtilâli, 20. Yüzyıl Tarihi'nin bir çok deneyimi, Nâzım Hikmet Ran'ın yaşadığı yıllarda yaşandığı için, Nâzım Hikmet Ran'ın biyografilerini okumak, 20. Yüzyıl Tarihi'ni öğrenmek, anlamak açısından çok değerli bir çaba'dır.
Nâzım Hikmet Ran ile ilgili konferansları, dersleri, sempozyumları da izledim.
Nâzım Hikmet Ran ile ilgili sohbet ettiğim ya da dinlediğim veyâ okuduğum kişiler arasında, TKP'nin son Genel Sekreteri Nabi Yağcı, TBKP Kurucu Genel Başkanı Doktor Nihat Sargın, eski TKP'li Yazar Kerim Korcan, eski TKP'li Yazar Askerî Öner, eski TKP'li Merhûm Sendikacı Ali Kaplan, eski TKP'li Şâir Attilâ İlhan, eski TKP'li Tarihçi Şükran Kurdakul, Merhûm Yazar Aziz Nesin, Yazar Muzaffer Erdost, Yazar Refik Erduran, Opera Sanatçısı Merhûm Semiha Berksoy, Yazar Yaşar Kemal Göğceli, TİP Genel Başkanı Merhûm Mehmet Ali Aybar vardır.
Nâzım Hikmet Ran'ın yazdığı, yayınlanmış şiirleri arasında okumadığım çok az şiiri vardır.
Nâzım Hikmet Ran'ın yazdığı denemelerin, mektupların çoğunu da okumuştum. ama, romanlarını, oyunlarını, daha tam anlamı ile incelemedim.
Türkiye'de bir Nâzım Hikmet Ran Üniversitesi açıldığında, Nâzım Hikmet Ran ile ilgili tüm belgeler, eserler toplanır, büyük bir Nâzım Hikmet Ran Arşivi hazırlanır.
SİNAN ÖNER
Подписаться на:
Сообщения (Atom)